Ann Frank

Sevgili Ann,

Ben seni çok ama çok iyi tanıyorum.

Aslında seni içimde bastıramadığım öfkemden, gözümden bir türlü akmayan yaştan, kalbimin içine henüz ben 14 yaşındayken soktuğun bıçaktan tanıyorum.

Hayatımın o gün ve sonraki günleri senin ruhunun bana üflediği fısıltılarla geçti.

Okuduğum her kitapta, baktığım her resimde oradan, sanki aradan çıkacak ve buradayım diyecekmişsin gibi…

Acının acıya doyduğu bir kalbin haykırışıydı senin yazdıkların.

O temiz saf masum çocuk kalbindeki sessiz çığlıklar bugün dahi duyanlar için tüm dünyada çınlıyor.

Unutulması affedilmesi mümkün olmayan bir vahşetin masum küçücük tanığıydın ve halen dünya şahitliğe devam ediyor.

Saklandığın Eve gittim.

Hem de defalarca…

İlk önce gözyaşlarım vurdu beni.

Dayanamadım!

İnsan olmaktan utandım.

Sonra tekrar ve tekrar gittim.

Duvarlara merdiven tırabzanlarına şefkatle dokundum ve tüm insanlık adına senden defalarca sonsuz kere özür diledim.

Şimdi ve daima sonsuz kez yine bıkmadan utanmadan özür dilerim.

Bugün senin, ailenin ve milyonlarca insanın yaşadıklarını unuttuğumuz ve üstünü gündelik ihtiyaçlarımızla örttüğümüz için özür dilerim.

Minicik kalbini kırdığımız için özür dilerim

O günlerde tüm dünyanın sessiz kaldığı o vahşet, bugün de sessizce unutturulduğu için özür dilerim.

Sakın affetme!

Çünkü bu affedilecek bir şey değil.

Ama ben sana en azından benim hayatımı değiştirdiğin, hem de henüz 14 yaşındayken değiştirdiğin için teşekkür ederim. Seni okumasaydım ve küçük aklımla anlama telaşına girmeseydim bugün bunları yazacak cesareti bulamazdım.

Sen daracık soğuk bir tavan arasında korkudan titreyip yazarken ben bugün yazmadan durmayı kendime yediremezdim.

Sana maalesef ki iyi haberler veremeyeceğim.

Halen daha küçücük bebekler ve çocuklar öldürülüyor.

Bir avuç toprak için insanlar katledilmeye devam ediyor.

Para hırsı insanoğlunu daha da vahşi bir canavara dönüştürdü.

Gözler kör, kulaklar daha sağır oldu.

Kalpler ise hepten kapalı…

Bugün senin kara kalem portreni yapmaya başladım. Bendeki fotoğrafın çok masum bir gülümsemeyle tüm hüznüne asalet katıyor ve ben o gülümsemeyi aynı tonda koymayı hiç başaramadım. Herşeye rağmen insanların içinde hep iyi bir taraf vardır ve sevgi vardır diye yazmışsın günlüğüne… gerçekten var mı?

Bir çocuğu katledecek insanoğlunun hücrelerinde bir damlacık olsun sevgi var mı?

Ann, sence yeni doğacak güneş herkesin üzerini eşit şekilde aydınlatıp, ısıtacak mı?

Acaba dünya herhangi bir zamanda böyle bir güne uyanacak mı?