Duvarlar

Bir duvardan ne beklersiniz?

Galiba dik durmasını değil mi?

Sağlam bir malzemeden yapılamasını ki galiba bu tuğla ve sıva oluyor.

Tuğlaları doğru döşediğinizde ve harcını doğru koyduğunuzda ve bir de üstüne sıvasını iyi çektiğinizde işte size sağlam bir duvar.

Duvardan beklenen şey dik durmasıdır. Uzun yıllar dik ve sağlam bir şekilde bir yerleri çevrelemesi ve bazen koruması, bazen de saklamasıdır.

Duvarlar insan hayatında çok önemli bir yer teşkil eder.

Evlerimizin, okulların, yaşadığımız her yerin etrafı duvarlarla çevirilidir.

İnce veya kalın, kısa veya uzun üç aşağı beş yukarı onlardan beklediğimiz şeyleri yerine getirmek için çabalar.

Bazen yara alırlar, sonra tamir edilirler.

Bazen yıkılacak gibi olurlar ama hemen birileri gelir ve onları ayağa kaldırır.

Tarihin şahidi de onlardır.

Bazı duvarlar o kadar çok şey yaşamıştır ki, sorsanız yorulduk diyebilirler ama çaresiz yine ayakta dururlar. Seçim şansları yoktur. Kimse onlara ne istiyorsun diye sormaz.

Şahit oldukları hadiseler ne kadar ağır olursa olsun, içleri kan ağlayarak susarlar ve tarihe şahitlik etmeye devam ederler.

Duvarlar…

Kuvvetli, azametli, ihtişamlı duvarlar vardır.

Ne kadar hassas olduklarını, kırılıp dökülüp, ağlasalar da belli etmezler.

Öylece dimdik durarak vazifelerini yerine getirmeye çalışırlar.

Çalışırlar, çünkü ve zaten başka çareleri de yoktur.

Ellerinden başka bir şey gelmez.

Gider yaslanırız onlara ve bazen de bir çivi çakar böğürlerine basarız. Hatta ve hatta üstlerine kapanarak böğürerek ağlarız.

Susarlar ve direnirler.

Zaten başka ne yapabilirler ki…

Bir duvardan ne bekleriz?

Sadece ve sadece dik durmasını, değil mi?

Eğer bir duvar sağlam duruyorsa vazifesini yapıyor demektir.

Vazife ve kullanım amacı aynı olmasa bile umursamayız.

Ama bir duvar, iki şehri birbirinden ayırıyorsa veya bir toplama kampını çeviriyorsa yıkılmayı hak ediyordur.

Öyle değil mi?