Ecrin 1

Bir varmış, bir yokuş, çok ama çok eski zamanlarda Ecrin adında bir gergedan yaşarmış. Ecrin’ nin yemyeşil harika bir ormanda, masmavi akan bir derenin kenarında evi varmış.

Ecrin, annesi, babası ve kardeşi Sarper ile birlikte bu ormanda çok mutlularmış.

Ormanda yemyeşil ağaçlar, rengârenk mis kokulu çiçekler, envayi çeşit kelebekler, kuşlar, maymunlar, tavşanlar, kaplumbağalar, zürafalar, baykuşlar, ceylanlar ve karıncalar huzur-mutluluk-bereket içinde güle oynaya zaman geçirirlermiş.

Ecrin’nin en sevdiği yiyecek yeşil otlarmış. Her gün ailecek ormanın içine dalar, yem yeşil, lezzetli mi lezzetli otlarla bir güzel karınlarını doyururlarmış.

Ecrin çok uslu bir gergedanmış ama kardeşi Sarper birazcık yaramazlık yapmaya meraklıymış. Anneleri onları her zaman ormandaki diğer hayvanlara ve canlılara karşı saygılı ve sevgili olmaları için uyarmasına rağmen, Sarper yaramazlıklar yapar ve maymunları, tavşanları ve diğer hayvanları kızdırırmış.

Günlerden bir gün, Ecrin ve Sarper birlikte ormanda yürüyüşe çıkmışlar. O gün hava oldukça sıcakmış. Tüm diğer hayvanlar yuvalarında veya gölgelerde dinlenmek için çekilmişler. Ama bizim Sarper oldukça hareketli bir gergedan olduğu için sık sık canı sıkılır ve Ecrin’ yı da zorlayarak ormanın içinde gezinti yapmak istermiş. Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler. Sonunda ormanın içindeki meyve bahçelerine çıkmış yolları. Sarper, sevinçten zıplamaya başlamış. Tüm ağaçlara gidip, onları sallayarak üzerlerindeki meyveleri yere düşürmek için bir oraya bir buraya koşuyormuş. Ecrin ona yapma, etme dese de bir türlü lafını dinletemiyormuş.

Ağaçlardan henüz olgunlaşmamış meyveleri bile yere düşürüyor. Sonrada tıka basa ağzına dolduruyormuş.

Ecrin ona; yapma kardeşim, karnın ağrıyacak, hem yazık değil mi? Henüz o meyveler daha olmamış dese bile lafını dinletememiş.

En sonunda o kadar çok gürültü yapmış ki, baygın baykuşu uyandırmış.

Baygın Baykuş; Hey! Neler oluyor burada diye, yuvasından uyku mahmuru çıkmış.

Ama bizim Sarper’in umurunda bile olmamış.

Ecrin ise; biraz mahcup, biraz da ürkek bir şekilde Baygın Baykuş un evinin olduğu ağaca doğru gitmiş ve ‘’ Sevgili Baygın Baykuş, kardeşim adına sizden özür dilerim ama ne yaptıysam onu engelleyemedim’’ demiş.

Baygın Baykuş; Hımmm, demek öyle, ben şimdi ona unutmayacağı bir ders veririm bir daha böyle yaramazlık yapamaz demiş.

Bu fikir Ecrin nin de çok hoşuna gitmiş.

Eğer isterseniz, ben de size yardım edebilirim demiş.

Baygın Baykuş ve Ecrin aralarında bir müddet fısır fısır konuşmuşlar ve bir plan yapmışlar.

O sırada bizim yaramaz Sarper ise şapur şupur tıkınmayı sürdürüyormuş.

Henüz başına geleceklerden haberi bile olmadığı için, yaramazlığın tadını çıkartıyormuş.

Baygın Baykuş, Ecrin ile yaptıkları planı harekete geçirmek için, pırr diye arı kovanının yanına uçmuş. O sırada vızır vızır çalışan arıları kontrol eden Kraliçe Arının yanına gitmiş.

Saygıdeğer majesteleri sizi bu sıcak günde rahatsız etmek istemezdim ama yardımınıza ihtiyacım var demiş.

Kraliçe arı, bizim Baygın Baykuşu dikkatle dinlemiş ve yardım etmeyi kabul etmiş.

Ecrin ise tüm bunlar olurken ağaçların arkasına saklanmış ve olacakları merakla bekliyormuş.

Sarper ise o sırada halen daha tıka basa ağzını doldurmayı sürdürüyormuş. O kadar çok yemiş, o kadar çok yemiş ki neredeyse karnı çatlayacak gibiymiş. Artık ne zıplayacak, ne de koşacak hali bile kalmamış.  

Tam etrafına bakınarak ablası Ecrini bulmaya çalışırken, bir an da bir kovan dolusu arı etrafına üşüşmüş. O kadar çok ses çıkartıyorlarmış ki, vızzz vızzz sesinden neredeyse kulakları sağır olacakmış.

Sarper arılardan çok korkmuş ve başlamış kaçmaya ama karnı o kadar doluymuş ki, ne koşacak, ne de kaçacak hali varmış. Ormanda bir o yana bir bu yana gidiyor ‘Ecrin diye bağırıyor ama hiç cevap alamıyormuş.

Arılar onu dere kenarındaki evine kadar kovalamışlar. Sarper kovalamaca sırasında düşe kalka, yara-bere, toz toprak içinde kalmış. Ecrin ise onu uzaktan takip ediyor ve içinden gülüyormuş.

Sonunda kovalamaca bitmiş ve arılar onun peşini bırakmış.  Uzaktan olan biteni seyreden Kraliçe arı, Baygın Baykuş ve Ecrin kıs kıs gülüyorlarmış.

Sarper, arılardan kurtulmak için hemen dereye atlamış.

O sırada dere de öğlen uykusunu uyuyan annesi uyanmış ve Rinolinin yaramazlığının sonucunda bu hallere düştüğünü anlamış.

Sarper ise annesini görünce hemen ona sığınmış ve ‘’ Anneciğim, ben bugün çok yaramazlık yaptım, ormandaki Baygın Baykuş’u uyandırdım. Arılarda bana kızdı ve beni kovaladılar.’’ Demiş.

Anneleri ; ‘’Bak canım yavrum, sana kaç kere söyledim. Bu orman hepimizin evi, diğer tüm canlılara saygılı olmalı, yiyebileceğin kadar meyve ve ot tüketmeli, kimseyi rahatsız etmemelisin. Hem Ecrini de çok zor durumda bırakıyorsun ve herkesi hem üzüyor, hem de yoruyorsun.’’Demiş.

Sarper; Anneciğim, özür diliyorum ve bir daha asla yaramazlık yapmayacağıma söz veriyorum’’ demiş.

Annesi Sarperi bir güzel yıkamış ve yaralarını sarmış.

Sarper de Baygın Baykuş’dan, Kraliçe Arı’dan, ablasından ve de annesinden defalarca özürler dileyerek, bir daha yaramazlık yapmayacağına söz vermiş.

Masalımızda burada bitmiş.

Gökten bir sürü elma düşmüş. Ormandaki tüm hayvanlara, hem de bu masalı okuyan arkadaşlarımızın başına.