Görmez olaydım!

Görüyorum!

Etrafta umutsuzca dilenen ve kirli küçük elleriyle ne yaptığını bilmeden yalvaran çocuklar görüyorum.

Filistin’de acı içinde kıvranan yasta anneler görüyorum.

Namusunu kurtarmak için adam öldürmüş delikanlı bir kadının parmaklıklar ardındaki isyanını görüyorum.

Küçücük bir kızın kına yakılmış gelin ellerini ve göz pınarında akmayı bekleyen bir damla yaşı görüyorum.

Çöp kutusundan gelen bebek ağlaması sesini görüyorum.

Lüksü şampanya, pırlanta ve şamata zanneden kayıp ruhları görüyorum.

Afrika’da açlıktan ölen ve bir yudum su için yalvaran insanları görüyorum.

Çocuk askerleri görüyorum.

Paris’te sokakta yaşayan, evsiz ve çaresizleri görüyorum.

Saraylara hapsolan mutsuz ve huzursuz ruhları görüyorum.

Bir lokma ekmeğini sokak canlarıyla paylaşan kanatsız melekleri görüyorum.

Kendi hapishanesini yaratan, yalnız ve bencil insanları da görüyorum.

Sonra, imdat diye bağıran o babayı da şehit oğlunun tabutu başında görüyorum.

Katledilmiş bedenleri, acı içinde kıvranan ruhları, açlıktan kurumuş küçücük yavruları, ateşlerde yanan yuvaları, silahları, bombaları, katilleri, canileri ve sonu gelmez tüm acıları görüyorum.

Görmez olaydım ama görüyorum.