Herkes masum

Herkes masum. Bir gün nazi toplama kampında bir çocuk subayın yanına yaklaşmış ve bir şikayetim var demiş. Subayda burası toplama kampı burada şikayet olmaz demiş .gözü yaşlı çocuk ise ama benim durumum farklı. 
Ben masumum demiş! Tek suçu yahudi doğmakmış. 
Hepimizin durumu farklı 
Hepimizin bir şikayeti var 
Hepimiz masumuz. 
Hatta masumiyetimizi kanıtlamak için her koşulu, gerekçeyi öne sürebiliriz. Yeminler eder ve hatta yalvarmayı bile deneriz . O an da göz yaşları döker, tüm ikna gücümüzü kullanırız. Tüm diyalogları maniple etmeye çalışır, bahaneler ve uydurma senaryolara bile sığınırız. 
Düşünüyorum da masumiyetimizi doğduğumuz an da nasıl kaybediyoruz. Nasıl yavaş yavaş sinsice terk ediyor bizi. 
Cani, hırsız, katil geni mi var. 
Nasıl bir ideoloji uğruna yan komşunu katledebiliyorsun . Bu nasıl bir ideoloji . Nasıl bir beyin yıkama. 
Ann Frank i okuduğumda henüz 12 yaşımdaydım. Amsterdam da saklandığı evi ve kendi el yazısıyla yazdığı mektupları defalarca ziyaret ettim ve gördüm. Henüz küçük bir çocukken içime işleyen bu yaşam öyküsü ömrüm boyunca bazen gece rüyalarımda bazende gündüz düşlerimde hiç beni bırakmadı. Bu satırları yazarkende yüzü gözümün önünde. Tekrar kınıyorum tüm katliamları ve tekrar tekrar seslenmek istiyorum bu beyin yıkanmalarına maruz kalıp da masumiyetinizi bu denli kaybetmek istemiyorsanız okuyun ve lütfen okutun.