İmkansız takas!

 

İmkansız takas! 

Bazı şeylerin takası yoktur. Mesela insanlık, inanç, anne-baba ve çocuk sevgisi gibi. Bu duyguları herhangi bir şeyle takas edemezsiniz. Yerine koyulabilecek veya yeri doldurulabilecek duygular değildir. 

Ayrıca bu meta dünyasında bu duygulara miktar ya da ölçü de bilemezsiniz. 

Ya da biçebilir misiniz? 

Belki şimdi aklınıza çocukluğumuzda sorulan saf sorular takılır. 

Hani küçükken bize sorarlardı ; anneni ne kadar seviyorsun? 

Dünyalar kadar, hatta uzay, boşluk… gibi safiyane cevaplar verirdik. O küçücük dünyamızdaki kocaman bir ifadeyi dile getirirdik. Çünkü çocukken meta algımız yoktu. Onu sonradan zorla kazandık. Her şeyin miktar, ölçü, birim olarak dayatıldığı dünyayı beynimize kazıdılar. Ölçüsüz hareket edemiyoruz. Resmen elimiz kolumuz bağlı. Tutsak olmuşuz ama farkında bile değiliz. 

Biliyor musunuz, dünyanın en zengin 100 kişisinin serveti geri kalan nüfusa bölünse kimse ne aç, ne işsiz, ne de fakir olurmuş. Ne garip değil mi? Birilerinin bankasında veya orda burda yiyemeyeceği ve hatta saklayamayacağı kadar çok parası var ve dünyanın başka bir yerinde milyonlarca insan açlıktan ve susuzluktan ölüyor. 

O yüz kişinin hırsı, o yüz kişinin erdemsizliği çocukların açlıktan ölmesini seyrediyor. 

Yine yapılan basit bir matematikle bu yüz zenginin parası adil olarak dağıtılsa dünyadaki her bir kişiye yetecek asgari ücrette çıkarmış. 

İşte size takas! 

Para ve insanlık takası…

Para ve erdem takası… 

imkansız takas!

Şunu çok iyi biliyorum ki dünyanın her döneminde insanların şikayet ettiği temel konular oldu. Adalet sistemi, ekonomi, siyasi krizler gibi ama dünyanın hiç bir döneminde gelirler arası uçurum bu kadar fazla olmadı. 

Bir yerlerde milyonlarca insan açlıktan ölürken bu kadar derin bir sessizliğe gömülmedi insanlık. 

Bence bir çocuğun açlıktan ölmesi insanlık suçudur. 

Bunun üstüne tartışma yapılacak bir konu bile kalmamıştır. 

Hepimiz sadece kendimize, kendi topraklarımıza, iç meselelerimize odaklanmış, adeta bir robot gibi yaşıyoruz. Özümüzde vatandaş olmadan önce insan olduğumuzu unuttuk ve kobay fareleri gibi tekerleğin içinde dönüp duruyoruz. Dursak ölecekmişiz gibi geliyor, değil mi? 

Ey insanlık! 

Bir çocuğun canıyla neyi takas edersin? 

İmkansız takas! 

Şimdi hepiniz bu yazıyı okuduktan sonra, yüzünüz buruşuk ve biraz hüzünlü olacaksınız. 

Peki, ya sonra… 

Beş dakikaya unutup, sosyal medyaya dalıp, tv deki o aptal diziyi seyredip, arayan telefona cevap verip unutacaksınız. 

Her zaman olduğu gibi ve her zaman hepimizin yaptığı gibi. 

Bu hayatta takas edilmeyecek şeyler vardır. 

En önemlisi de insan olmaktır. 

İmkansız takas!