Kendimizi bulmak

Kendimizi bulamıyoruz.

Son iki haftadır durmadan koşuşturuyorum ve toplantı üstüne toplantı halindeyim.

Toplantılar başlamadan hal-hatır faslında kiminle konuşsam şikâyetçi ve mutsuz. Herkes ya İstanbul’dan ya da memleketten gitmek istiyor.

Merhabalar, nasılsınız?

Ahh, çok yoğun ama çok yorgunum. Piyasalar kötü, trafik kötü, ekonomi kötü, insanlık bitmiş…

Tek bir olumlu kelime duymaya muhtaç hale geldik.

Dramatik süreçler yaratıyor ve üstelik bu pesimist baskıyı da bilerek ve isteyerek kendimize uyguluyoruz.

Kaos’dan kargaşa üreten insanlar olur mu?

İşte, durumumuz bu dur.

Hiçbir şey bizi tatmin ve mutlu etmiyor.

Şükür kelimesini unuttuk. Hatırlayanlarda sadece ağızdan laf olsun diye söylüyor.

Dün çok sevdiğim bir arkadaşım aynen şöyle dedi; ‘’İnsanların kalpleri kör olmuş’’

İçinde ne çok mana barından bir cümle, sizce de öyle değil mi?

Mutlu ve huzurlu olmak için aradığımız nedir?

Alışkanlıklarımızı tatmin etmek mi?

Yoksa alışkanlıklarımızı değiştirmek mi?

Herkesin dilinde ‘’standartlarımız bozulmasın’’ lafı dolaşıyor.

Standartlarımızı değiştirelim! Demiyor hiç kimse…

Parayla itibar yer değiştirdi.

Parası olanı itibarlı sayar hale geldik ve buradan da standartlar ürettik.

Standartlarımızı maddi imkânlar ve tükettiklerimiz belirliyor.

Tüketemezsek yok oluruz gibi düşünüyoruz.

Sonu gelmeyen bir tüketim zinciri içinde ihtiyaca değil, israfa odaklı vaziyetteyiz.

Kendi özümde ben kimim?

Ben mutlu eden nedir?

Sormuyor ve sorgulamıyoruz.

Arkadaşım çok doğru söyledi; ‘’Kalplerimiz kör oldu.’’

Yaşama sevincimizi piyasaya, trafiğe, tüketmeye, standartlara bağladık.

Kimsenin dilinde bu mevsimde açan rengarenk ortancaların güzelliği ya da pazardan alacağı bir demet reyhan’ın o güzelim kokusu ve şerbetinin hoş tadı yok.

Bunlarla mutlu olmayı unuttuk ve beynimiz olumsuzluklarla- doyumsuzluklarla zehirlendi.

Sevgili dostlar,

Bahçe domatesleri çıktı. Kışlık barbunyaları alıp kaldırma zamanı geldi. Vişne reçellerinizi kaynattınız mı? En son ne zaman ev de ekmek yaparak o mis gibi kokuyu içinize çektiniz. Bahçenize, balkonunuza bir fesleğen almaz mısınız?

Teknoloji köleleri olarak evimizin oturma odasına hapsolmuş ve oturmuş oradan dünyayı yönetiyoruz.

Akıllı dediğimiz aptal kutusu telefonlarımızda her türlü ruh halimize eşlik ediyor.

Bilgi zehirlenmesi tüm organlarımıza nüfus etti.

Kimse kendini tanımıyor, mutsuzluğunun tam olarak nedenini bile açıklayamıyor.

Bırakalım kendimizi ve azıcık nefes alalım.

İyiye, güzele, gerçek mutluluğa doğru bir arayışa çıkalım.

Alışkanlıklarımız kontrolden çıkmadan önce bir dur demek gerekiyor.

Kavanozun dışına çıkıp, dışarıdan kendimize bir bakmak gerekiyor.