Moderen Hayat

 

Yer; İstanbul’da bir konak.

Tarih; 1920’ ler.

Oyuncular;

Zeynep Hanım; Evin annesi

Kamil Bey; Zeynep hanımın babası/ evin dedesi

Latife; 35 yaşında evin kızı

Asude; 25 yaşında evin havai genç kızı

Ahmet: Bekçi

Fatma; Hizmetçi

Subay

Polis, Avukat, icra memuru.

Koro; Gaipten sesler

Sahne konağın büyük salonunda Zeynep Hanım ve Kamil beyin konuşmalarıyla açılır.

Zeynep Hanım; sabah şerifleriniz hayırlı olsun babacığım. Afiyettesinizdir inşallah?

Kamil bey; (yüzü asık ve homurdanarak) sayılı günlerimin tükenmek bilmeyen saatlerinin tez zamanda geçmesini bekliyor ve bu konakta yaşanan rezaletlere tahammül etmeye çalışarak ömrümü tüketiyorum, sevgili kızım. Ama görüyorum ki siz ve kızlarınız ziyadesiyle afiyette-siniz.

Zeynep Hanım; Ahhh, sevgili babacığım. Torunlarınızın vaziyetine ben de ziyadesiyle üzülüyor ve her gün sizden mahcubiyetimi saklayacak kelimeleri bulmak için fevkalade bir çaba sarf ediyorum. Lakin görüyorsunuz ki artık devir eski devir değil. Modern olduk.

Kamil bey kızının sözünü keserek ve hiddetle;  Senin modern dediğin şey, başını açıp, dudağını boyayan, gece yarıları eve gelen kadınlar, kızlar mı? Oluyor. ( elindeki bastonu yere vurarak hiddetle konuşmasını sürdürür) her gün sokakta senin kızların. Babalarının kalbi dayanamadı göçtü gitti. Senin yumuşak yüzün, iradesizliğin onları bu hale getirdi. Avuçla para döküyorsunuz Fransız ipeğine, boyalarınıza, içkiye, kumara. Böyle giderse satarım konağı, giderim darülacezeye, hepinizi kapıya koyarım. Şu ahir ömrümde gördüklerimi Rabbim kimseye göstermesin. Rezilliklerinize her gün bir yenisi ekleniyor. Modern ne demek? İffetsiz, namussuz mu demek? Yazıklar olsun hepinize.

O sırada kapıdan içeriye elinde tepsiyle Fatma girer. Başındaki örtü bir gün önce çıkartılmış. Yerine beyaz dantelli bone takılmış, üzerinde siyah elbise ve beyaz bir önlük vardır.

Bunu gören Kamil Bey, hiddetle bağırır; nedir bu rezillik? Ne yaptınız Fatma’ya?

Koro; ay Fatma, vay Fatma, sen de mi moderen avrat oldun Fatma? ay Fatma, vay Fatma, sen de mi moderen avrat oldun Fatma? Rastık da çekersin, boya da sürersin sen Fatma.

Fatma; gözlerinden yaşlar süzülerek. Ahh beyim sormayın? Dün Asude hanımım getirdi bunları, giymezsen seni kovarım dedi. Mecbur kaldım.

Zeynep Hanım; bırak tepsiyi çık dışarı Fatma

Fatma usulca, tepsiyi sehpaya bırakır. İçinde Kamil beyin ilaçları ve bir bardak su vardır.

Kamil bey, o sırada koltuğuna yığılmış. Halen daha bastonunu çaresizce yere vurmaktadır.

Koro; ay Fatma, vay Fatma, sen de mi moderen avrat oldun Fatma? ay Fatma, vay Fatma, sen de mi moderen avrat oldun Fatma? Rastık da çekersin, boya da sürersin sen Fatma.

Zeynep Hanım; Ahhh babacığım ne kadar da büyütüyorsunuz. Kızlar misafirliklere gittikleri evlerde görmüşler özenmişler. Bizim hizmetçimiz de temiz pak giyinsin istemişler.

O sırada evin kız kurusu Latife çalım atarak salona girer. Üzerinde gecelik ve Fransız danteli sabahlığı ve kafasında yarısı düşmüş bigudileri vardır.

Latife; Ayyy nedir bu gürültü sabah sabah, ne oluyorsunuz yine? Kabus görüyorum sandım sizin yüzünüzden.

Kamil bey; kızım kızım ne sabahı öğlen oldu. Utanmıyor musun evin içinde böyle gezmeye?

Zeynep Hanım; Latife, nedir bu kılık evladım?

Latife; anneciğim biliyorsun dün akşam Pera da eğlencedeydik. Çok yorgunum ve başım ağrıyor. Lütfen ‘’petit dejenuer ‘’mi hazırlatır mısın? ( kahvaltı)

O sırada kendisini dedesinin yanındaki koltuğa sere serpe fırlatır.

Kamil bey; ne dedin? Ne buyurdun? Bakayım sen?

Zeynep Hanım; babacığım Fransızca konuşuyor Latife. Yani kahvaltı demek istiyor.

Latife bir kahkaha patlatır.

Kamil bey; öz lisanının gözü mü çıktı. Kahvaltı desen olmuyor mu?

Anne kız arsızca kıkırdamaya başlar.

Koro; ahhh Kamil Bey, vah Kamil bey, Fransızca kahvaltı makbuldür Kamil bey. Ahhh Kamil Bey, vah Kamil bey, Fransızca kahvaltı makbuldür Kamil bey. Senin torunlar moderen avrat olmuş Kamil Bey.

Kamil bey uzanır bir yudum su ile ilacını içer ve tekrar koltuğuna yığılır.

O sırada Latife dedesine doğru yanaşır ve yanağından bir makas alır.

Latife; ahhh mon cher dedeciğim. Biraz modern olsanız ne çıkar? Bakın artık dünya değişiyor.

(Annesine dönerek devam eder.)

Ahh mamacığım, dün gece Pera daki gazino da bir subay la tanıştım. Fevkalade yakışıklı ve jantiydi. Bugün kendisini evimize yemeğe davet ettim.  Yalnız o cadı Asude’nin de gözü bu subay da kaldı. Ne yapalım, ne edelim o subay benim olsun. Asude ondan uzak dursun.

O sırada Asude salonun girişinde gizlice onları dinlemektedir.

Kamil Bey; ahh başınıza taş düşsün. Ayağınız kırılsın, elleriniz tutmasın.

Koro; ahhh Kamil Bey, vah Kamil bey, torunlara kısmet çıkmış Kamil bey. ahhh Kamil Bey, vah Kamil bey, torunlara kısmet çıkmış Kamil bey. Subay da gelsin hangi torunu alsın Kamil Bey?

Zeynep Hanım tam söze girecekken Asude salondan içeri girer. Sarı boyalı saçları, kırmızı ruju, Fransız ipeğinden elbisesi ve topuklu ayakkabılarıyla kahkahalar atarak yürümektedir.

Asude; Bonjourrrrr . Görüyorum ki, sevgili ailem bugün pek de bir muhabbetliler.  Ahh sevgili kız kurusu ablacığım. Dün geceden beri afiyette siziniz inşallah.

Zeynep Hanım; seni terbiyeye davet ediyorum Asude.

Kamil bey; çok geç kaldın sevgili kızım çok.

Asude; ahhh benim zavallı dul anneciğim. Terbiye davetini alarak, sevgili, arsız ve yüzsüz ablacığıma geri iade ediyorum. Dün gece yaptıklarını bilsen? Terbiye davetini kime verirdin merak ediyorum.

Latife ayağa fırlar ve söze girer; kapa çeneni terbiyesiz. Asıl sen dün gece neler yaptın. O yakışıklı, genç subay beni beğendiği için fesatlıktan çatladın. Onu benden çalmaya çalıştın. Üstelik şampanyalar içip sarhoş oldun. Onun bunun kollarında saatlerce dans ettin. Anneciğim, senin bu kızın ailemizin yüz karasıdır.

O sırada Kamil Bey bir gayret ayağa kalkar ve elindeki bastonu torunlarına doğru savurur ama isabet ettiremez. Hepsi çığlık atarak odayı terk ederler. Kamil bey yalnız başına kalır.

Koro;  Ahh Kamil Bey, Vahhh kâmil bey, Ahh Kamil bey, Vahh kamil bey. Ahir ömründe bunları da mı duyacaktın Kamil Bey. Bu torunlar senin Azrail’in olacak Kamil Bey.

Kamil bey, oturduğu yerden söylenmeye başlar; tez vakitte bir şeyler yapmalı. Ele güne haddinden fazla rezil olduk. Ben yapacağımı bilirim size.  Fatmaaaa

Fatma koşarak salona girer, o sırada kafasındaki beyaz bone yana kaymıştır. Görüntüsü zavallı ve pejmürdedir.

Fatma; buyurun beyim, beni mi emrettiniz?

Kamil Bey; tez koş bana Ahmet’i çağır.

Fatma koşarak çıkar ve sahneye elinde kasketiyle hızlı adımlarla yürüyerek Ahmet girer.

Ahmet; buyurun beyim, beni emretmişsiniz.

Kamil bey; gel otur şuraya, sana mühim talimatlar vereceğim. Lakin kimseye bir şey demeyeceksin.

Ahmet, Kamil beyin yanındaki koltuğa oturur ve dikkat kesilerek dinlemeye başlar.

Kamil bey; bak oğlum seni severim, babanı da severdim ve güvenirdim. Şimdi sana bir takım talimatlar vereceğim ve sen de bunları hemen harfiyen yerine getireceksin.

Ahmet; emrin başım üstüne beyim. Bu kadar yıldır ekmeğini yiyorum. Sen hiç merak etme kimseye bir şey demem.

Kabil bey, Ahmet’in kulağına eğilerek bir şeyler fısıldar. Ne konuştuklarını duyamayız ama Ahmet duyduklarına çok şaşırır ve aaa, vaaa diyerek sesler çıkartır.

Koro; Ahh Ahmet, vahh Ahmet neler oluyor canım Ahmet. Ahh Ahmet, vahh Ahmet neler oluyor canım Ahmet.  Ahh Ahmet, vahh Ahmet neler oluyor canım Ahmet.

Konuşmaları biter ve Ahmet ayağa kalkar.

Ahmet; merak etmeyin beyim. Tez zamanda tüm bu dediklerinizi yapacağım.

Kamil Bey; aferin oğlum, sana güveniyorum. Hadi bakalım yolun açık olsun. Kimseye bir şey söylemeden hemen yola koyul.

Sahne Kamil beyin, bastonunu yere vurarak kıs kıs gülmesiyle kapanır.

Sahne yemek odasıyla açılır. Yemek masası Fransız danteli masa örtüsü, altın yaldızlı tabaklar, gümüş şamdanlarla donatılmış tam bir ziyafet sofrasıdır. Sırayla Zeynep Hanım ve Latife yemek odasından içeri girerler ve arkalarından da koşturarak Fatma gelir. Zeynep Hanım siyah kadife bir elbise giymiştir. Saçları arkadan gergin topuzdur. Latife ise pembe saten, kabarık rüküş ve gösterişli bir elbise giymiş, abartılı makyajı ve kule gibi kabarık saçlarıyla komik gözükmektedir.

Latife; ahhh mamiciğim ne kadar mesudum bilemezsiniz. Bu akşam emellerime kavuşacağım ve o genç, yakışıklı subay ile saadetli emellerime kavuşacağım.

Zeynep Hanım; inşallah, inşallah kızım. Allah vere de kardeşinle kavgaya tutuşup adamı kaçırmasanız. Bu arada dedenizde öğlenden beri odasına kapandı. Ortalarda yok. Birkaç kez Fatma yı gönderdim ama ne dedi Fatma sana?

Fatma; Bir isteğim yok. Dinleneceğim. Yemeğe de inmeyeceğim dedi hanımım.

Zeynep Hanım; Allah vere de hasta falan olmasa. Bu kadar telaşın içinde bir de onunla uğraşmayalım. Aman Latifecim, rica ederim çok gürültü yapmayınız. Maazallah dedeniz aşağıya inerse hepimiz rezil oluruz.

Latife; merak buyurmayınız mamiciğim. Modern, genç, belle (güzel) bir hanıma yakışır şekilde davranacağım. Katiyetle sizi üzmeyeceğim.

Koro; Ahh Latife vahh Latife, seni gidi şımarık Latife.  Ahh Latife vahh Latife, seni gidi şımarık Latife. Başına gelecekleri görürsün Latife.

Arkadan Asudenin sesi duyulur. Yüksek sesle konuşarak yemek odasına girer.

Asude; nerede bu Ahmet olacak Allahın cezası. Sabahtan beri ortada yok. Madam Monik den elbiselerim alınacaktı. Yine nereye yok oldu. Vayyy, şuraya bakın. Demek bu akşam ziyafet var. sevgili ablacığım zenginliği ve güzelliğiyle göz boyayarak Subayı iç güveysi olarak istemeyi mi düşünüyor acaba. Hah hahhhhaaa, gerçekten çok komik gözüküyorsun sevgili ablacığım. Kafandaki topuza kuşlar mı konacak? Subayın gözünü konakla, sofrayla, boynundaki mücevherlerle boyayıp nikahına al beni diye yalvaracak mısın?

Latife; kes sesini seni gidi küçük cadı. Yok ol ortadan.

Zeynep Hanım; kızlar yalvarıyorum terbiyeli olun. Asude çiğim ablacığının mesut olmasını istemiyor musun? Neden bu şekilde konuşuyorsun?

Asude; sevgili anneciğim ablacığım o subayı satın alarak mı mutlu olacak. gülerim halinize. Bir de bu oyunlara sizi de alet ediyor. Zavallı mamiciğim.

Latife tam kardeşine doğru bir saldırı hamlesi yapacakken kapı çalınır.

Zeynep Hanım; kesin sesinizi, duymuyor musunuz, misafirimiz geldi. Fatma koş, hemen kapıyı aç.

Kızlar hemen oralarını buralarını düzelterek kendilerine çeki düzen verirler.

Tok bir ayak sesi duyulur ve subay yemek odasının ortasına kadar gelip önce Zeynep hanıma reverans yapar ve elini öper.

Subay; bonsoir (iyi akşamlar) Madam.

Zeynep hanımın pek bir hoşuna gider ve yanakları kızarır. Kısık bir ayyy sesi duyulur.

Ardından sırayla kızların da elini öper.

3 kadında hayran hayran subay a bakmaktadır.

Koro; Ahh subayım, vahh subayım, acaba hangi moderen avratı seçsen subayım. Ahh subayım, vahh subayım, acaba hangi moderen avradı seçsen subayım. Konağa da iç güveysi olsan subayım.

Subay; sevgili madam ve matmazeller bu akşam beni evinize davet ettiğiniz için ne kadar mesut olduğumu zati şahanelerinize ifade edebilmeyi çok isterdim, lakin mümkün değil.

Zeynep Hanım; efendim bizlerde sizin gibi genç ve yakışıklı bir subayın evimize verdiği teşriflerinden ziyadesiyle mesut olduk.

Latife; ahhh ben de çok mesudum diyerek kıkırdar.

Asude (omuzlarını sallayarak); sefalar getirdiniz.

Zeynep Hanım; Efendim buyursunlar sofraya.

Subay, zeynep hanımın sandalyesini tutar ve sandalyesine yerleştirir. Sağ tarafına kızlar, sol tarafına da subay oturur. Kızlar otururken birbirlerini iteklerler. İkisi de ağzı açık subayı seyretmektedirler. Subay da bıyık altından gülmektedir.

Zeynep hanım masanın üstündeki minik çanı alıp çınlatır. Ama Fatma duymaz. Sinirli bir gülümsemeyle tekrar çınlatır. Fatma yine duymaz. En sonunda sinirlenerek bağırır.

Zeynep Hanım; Fatmaaaa, Fatma .

Latife; şu cahil hizmetçilere de bir türlü modernlik öğretemedik gitti. Mamiciğime hep söylüyorum Paris’ten hizmetçi ve uşak getirtelim diye. Ahhh mon cher. Ne zor ne zor bilemezsiniz bunlarla uğraşmak.

Fatma koşarak yemek salonundan içeri girer. Önlüğü kaymış, bonesi yamulmuştur. Hali perişan ve komiktir.

Fatma; Buyurun hanımım.

Zeynep Hanım; Sana kaç defa söyledim. Madam Zeynep diyeceksin. Aptal kız. Hemen servisi başlat.

Fatma’nın yüzü kıpkırmızı olur. İçinden mırıldanır. Tövbe estağfurullah çeker.

Koro; ahhh Fatma, Vahh Fatma, Sen de moderen avratlara alış Fatma. ahhh Fatma, Vahh Fatma, Sen de moderen avratlara alış Fatma. ahhh Fatma, Vahh Fatma, Sen de moderen avratlara alış Fatma.

O sırada gümbür gümbür kapı yumruklanmaya başlar. Masadakiler yerinden zıplar. Zeynep Hanım, ayağa fırlar.

Zeynep Hanım; hayırdır inşallah. Ne oluyor bu saatte.

Fatma koşarak sahneden çıkar ve kapıyı açmaya gider.

Bir an da içeriye ellerinde defterler ve dosyalarla polis, zabıta ve avukat girer.

Latife ve Asude çığlık atarak elleriyle yüzlerini kapatırlar.

Subay o sırada sessiz ve kaçacak yer aramaktadır.

Polis; Kamil Seroğlu burada mı?

Zeynep Hanım; evet, kendisi babam olur. Lakin nedir mevzu? Gecenin bu saatinde evimize baskın yapıyorsunuz.

Polis; Kanunun saatimi olur. İcraya geldik. Konağa ve içindeki tüm eşyalara el koyuyoruz.

Kızlar çığlık atar. Subay sahnenin kenarına doğru kaçmak için hamle ederken.

Polis; önce kimlik kontrolü yapacağız. Herkes kimliklerini çıkartsın.

Subay tam kaçacakken, polis onu kolundan yakalar.

Polis; nereye böyle, kimliğinizi görelim.

Subay; ben bu konakta oturmuyorum. Şöyle bir geçerken uğramıştım.

Polis; tanıdım ben seni, sen şu geçen ay elimizden kaçan dolandırıcı değil misin? Hani şu evlenme vaadiyle kadınları kızları kandırıp ta mücevherlerini çalan.

Koro; Ah subayım vah subayım, fena yakalandın canım subayım. Ah subayım vah subayım, fena yakalandın canım subayım.

Latife düşer bayılır. Asude kahkahalar atar. Zeynep Hanım bayılan kızının başına koşar. Sahnenin kenarında Fatma elinde hizmetçi bonesiyle dizlerine vurup, dövünmektedir. O sırada içeriye elinde bastonu ile Kamil Bey girer.

Kamil bey; neler oluyor burada. Nedir bu gürültü? Nedir bu rezalet?

Zeynep Hanım; koşarak babasının kollarına sarılır.

Zeynep Hanım; babacığım, evimize icralar geldi. Bizi dışarı atıyorlar. Biz ne yaparız, nereye gideriz babacığım.

Kamil bey, elleri kelepçeli subayı göstererek; Kimdir bu adam?

Asude; iç güveysi damat olacaktı, dolandırıcı çıktı.

Kahkahalar atarak sandalyesine oturur.

Avukat; Kamil Bey, size yapılan çağrılara cevap vermemişsiniz. Borcunuz tam 150 lirayı bulmuş.

Kamil bey; evladım, bana öyle bir çağrı gelmedi.  Allah hakkı için gelmedi. Lütfen haciz işlemini bir hafta erteleyin. Bizde satıp savıp borcumuzu tez elden ödeyelim.

Polis ve avukat aralarında fısıldaşır.

Polis; peki, size itimat ediyoruz. Yalnız bir haftaya kadar bu borç ödenmezse konağa ve içindekilere el koyarız.

Polis, avukat ve zabıta, tutukladıkları subayla birlikte sahneden çıkarlar.

Latife, Asude ve Zeynep Hanım, Kamil beye de doğru koşup, dizlerine kapanırlar ve sahne kapanır.

Koro; ahhhh boşuna, vahh boşuna, moderenliğe gitti konak boşu boşuna. ahhhh boşuna, vahh boşuna, moderenliğe gitti konak boşu boşuna.

Sahne salonla açılır. Kamil bey, her zamanki koltuğunda oturmaktadır. Kızı ve torunları ise yanlarındaki koltuklarda başları önündedir. Ağlamaktan boyaları akmış, saçları başları birbirine karışmıştır.

Kamil bey bastonunu yere vura vura ahlanmaktadır.

Kamil Bey; çula çaputa, mücevhere, lükse, sefaya, içkiye, kumara feda ettiniz konağımızı. Ne yapacağız? Nasıl bu borcun altından kalkacağız? Ahir ömrümde bunu da gördüm. Bana bu rezilliği, kepazeliği de yaşattınız. Sürdüğünüz boyalar, giydiğiniz esvaplar helal mi? Haram mı dır? Söyleyin şimdi.

Zeynep Hanım, elinde mendili ağlamaktadır.

Kızlar birbirine büzüşüp, küçüldükçe küçülürler.

Kamil Bey; yazıklar olsun sizlere. Ele güne rezil olduk. Moderen dediniz evimizi başımıza yıktınız. Şimdi ağlayıp, zırlamanız ne çare. Tez elden tüm o ipekli esvaplarınızı, mücevherlerinizi, çaputlarınızı geri vereceksiniz veya satacaksınız.

Kızlar ağlamaya başlar.

Zeynep Hanım; Babacığım, affet bizleri. Modernlik dediler, süs dediler, boya dediler, biz de uyduk. Hemen ne gerekirse yapalım. Satalım, savalım. Borçlarımızı kapayalım.

Kamil Bey; Tez vakit toplayın kürklerinizi, mücevherlerinizi. Ahmet i çağıracağım. Yarın bir koşu gidip satsın hepsini. Ödeyelim kurtulalım bu borçlardan. Bundan sonra da bu konakta benim emekli maaşımdan ziyade yiyecek ekmek yoktur.

Hepsi birden ağlayarak koro ya eşlik ederler.

Koro; Ahh demeden, vahh demeden her şeyi yaparız tez elden. Ahh demeden, vahh demeden her şeyi yaparız tez elden.

Zeynep Hanım ve kızları başları önlerinde salondan ağlayarak çıkarlar.

Kamil beyin yüzünde gülümseme belirir. Bastonunu yere vurarak, keyiflenir. O sırada içeriye Ahmet girer.

Kamil bey; Gel evladım, otur yanı başıma. Sağ ol, var ol sayende kızım ve torunlarımı büyük bir bataklıktan kurtardık.

Ahmet; Estağfurullah beyim.

Kamil bey; eee ne demişler Ahmet oğlum, ‘’Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.’’

Koro; Ahh Kamil Bey, Vahh Kamil bey, sonunda kızlarını yola getirdin Kamil bey. Moderen avrat olacaklardı, akılları başlarına geldi Kamil bey. Ahh Kamil Bey, Vahh Kamil bey, sonunda kızlarını yola getirdin Kamil bey. Moderen avrat olacaklardı, akılları başlarına geldi Kamil bey

 

SON

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4 comments

  • oya

    çok şeker olmuş. çocukluğumuzun şişlide bir apartman korolu lüküs hayat tiyatro oyununu andım okurken… çok sevdim.

  • Seda vural

    cok cok guzel olmus:) elinize emeginize saglik

  • Sevda tunaboylu

    Baayıldımmmm
    Kurgu şahane
    Tüm karakterler gözümün önünden geçti 👏🏻👏🏻👏🏻

  • Türkan Akdeniz

    Tebrik ederim! Ellerinize sağlık! Bu ilk denemeyse sonrakileri düşünemiyorum. Okurken Tiyatro sahnesi sahne sahne canlandı gözümde. Başarılarınızın devamını dilerim🙏🏻

    Sevgi ve Saygılarımla,

    Türkan Akdeniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir