Nefret ve sevgi

 


Nefret ve sevgi

Birbirine karşıt olan bu iki duygu ve beraberindeki davranış biçimini göstermeden başka bir duygu geliştirmek mümkün mü?

Galiba mümkün değil.
Çünkü tarihi gerçekleri inkar ve istismar ettiğimiz müddetçe mümkün olmadığını görüyoruz.

Birine sıkı sıkıya tutunup hiçbir kimse yerine koymama gibi bir duygu geliştirdik.

Aslında bunun temel nedeni araştırmakta ve eleştirel bakış açısı yakalamaktaki eksikliğimizdir.

Hafızamıza birileri bilgi diye şartlanmaları empoze ederken neden sorusunu soramadığımız için inkar ve iftira üzerine kurulu duygu durumlarımız var.

Osmanlı imparatorluğundan nefret edenleri görüyorum. Neden?

Atatürk’ü çok seven ama sevmeyenlerde var. Neden?

Osmanlı’nın karşıtı Atatürk mü?

Ya da bugün ki hükümetin karşıtı Atatürk mü? Neden bir karşıt cephe veya sevgi- nefret ilişkisi içinde kutuplaşıyoruz?

Tarihimizle övünecek veya ona iadei itibar yapacak ya da yüceltecek hiç bir şeyimiz yok mu?
Yapılan yanlışlar kadar (ki yanlış da görecelidir) doğru bir şey bulamıyor muyuz? ( doğru da görecelidir)

Nedir içimizde bizi taraf olmaya iten dürtü?

Cehalet mi?

Felsefe neden sorusuyla başlar ve neden, neden zincirinde devam eder.
Bizim en büyük eksikliğimiz her öğretilen (şartlandırılan) bilgiyi neden diye sormadan olduğu gibi kabul etmek olabilir mi?

Etiketler üzerinden kapitalist sistemin dayattığı bir yaşam biçiminin içinde boğulduk ve işin garip tarafı farkında bile değiliz.

Her yanımız etiket dolu.

Sosyal medya etiketleri…

Fiyat etiketleri…

İnsanlara yapıştırdığımız etiketler…

Konuşma konumuz yok oldu.

Etiketi yapıştır gitsin…

Tek kelimelik tanımlamalarla hayal gücümüzü canlandırıp sevgi veya nefret üretiyoruz.

Erdemsiz, hırsız, ucuz, pahalı,çok yaşa,vs, vs..

Neden erdemsiz?

Neden pahalı?

Neden, neden?

Geçmişini inkar eden kör bireyler olarak var olma mücadelesi veren bir toplum görüyorum. Üstelik bu körlüğün dayanağı bile yok. Geçmişle ilgili bilgi, arşiv, araştırma endişesi olmayan ve buna ihtiyaç dahi duymayan bir zihniyet dolanıyor.
İyi kime göre iyi veya kötü kime göre veya neye göre kötü?
Aslımızı inkar ederek tutunmaya çalıştığımız her dal çatlak ve asıldıkça kopuyor. Bizlerde hemen yeni bir dal yani yeni bir dayatılmış bilgi kirliliği akımının içine doğru sürükleniyoruz. Neden tutunduğumuzu veya neyi savunduğumuzu bilmeden asıldıkça asılıyoruz.
Tarihi gerçeklerimizden yola çıkarak oluşturduğumuz bir belleğimiz yok.
Bir şeyi sevebilmek için geçmişimizdeki bir şeyden nefret etme veya karşı çıkma zorunluluğu hissediyoruz. Nedeni ise geçmişimize vakıf olmamamızdan kaynaklıdır. Tarihi gerçekler övünecek kadar çoktur. Bugün ki gerçeklerde de övünecek ve bir o kadar da eleştirecek unsurlar vardır. Yeter ki bizler sevginin karşısına nefreti, iyinin karşısına kötüyü koymadan düşünmeyi destur edinebilelim.
Unutmamak gerekir ki, her doğrunun içinde yanlış olabileceği gibi, her yanlışın içinde de bir doğru barındırır. Buradaki temel mesele neden sorusunu sorabilecek cesareti, bilgeliği ve iştahı gösterme niyetimizi ortaya koymaktır.

One comment

  • Neslihan

    Kalp gözü güzel olanın yüreği sevgiyle dolu olanın üretenin, çalışanın hiç bir zaman boş işlerle uğraşmaya vakti olmaz!! Sevginin olduğu yerde nefretinden olması aslında gerçek anlamda sevginin olmayışıdır gerçek duygularla beslenen sevginin nefreti olmaz zaten 😍Ne güzel yazmışsınız yüreğinize kaleminize sağlık nefretin yanınıza uğramıyacağı bir yaşam diliyorum size 🙏

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir