Sevgide Kalmak

Geçen hafta İstanbul Ekonomi Zirvesindeydim ve değişik sektörlerden pek çok iş insanıyla tanışma fırsatı buldum. İşler, güçler, piyasa ve ekonomi haricinde felsefe konularına meraklı bir mühendis grubuyla da tanıştım. Belli ki hepsi Thomas More’un Ütopyasını okumuş. Herkes yeni bir evren yaratmak hayalinden koşuyor. Bu yenidünyada para olmasın, hırs olmasın, her şey paylaşılsın ve kardeşlik dostluk hakim olsun. Bu uğurda kitaplar yazılıyor, seminerler veriliyor ve buralarda bulunan insanlar büyük bir samimiyetle o eğitim sırasında verilen her şeyi yapıyor. Herkes kendi çapında çabalıyor. Üstelik bunları öğrenmek ve tatbik etmek için ciddi paralar veriliyor ve uzun zamanlar harcanıyor.

Ya sonra?

Sonrası, tabii ki malumunuz üzere seminer çıkışında çalan telefonla beraber içselleştirilmemiş bu bilgiler unutuluyor. Yaşam döngüsünün içinde kayboluyor ve gidiyor. Çünkü temeli ve dayanağı yok.

Kime sorsak, savaşa, açlığa, öfkeye, kavgaya karşı çıkar.

Peki, ama açlığı, savaşı, vahşeti çıkartanlar kimler?

Bunlarda etten kemikten insan değil mi?

Hangi iklimde yetiştiler?

Hangi suyu içip, ekmeği yediler de bu vahşete büründüler?

İlk kavgayı kim başlattı? Neden başlattı?

Aslında hepimizin akraba olduğunu biliyor musunuz?

Bilim adamları genetik olarak beş nesil ilerisinde dünyadaki diğer insanlarla akraba olduğumuzu gösteren gen birleşimlerini bulduklarını açıkladı.

Evet, akrabayız!

Dünyanın bir yerinde açlıktan ölen bir çocuk bizim akrabamız.

Dağlarda ölen askerlerde akrabamız.

Onların ölmesinde hiç mi payımız yok?

Halbuki herkes sevgi de kalmayı tercih etse, sadece sevgiye odaklanmayı seçse, nasıl olurdu?

Eğer, tek hedefimiz sevgi ve sevgiyi yaymak olsaydı, bu dünya hiç şikayetsiz yaşanacak bir yer olurdu.

Sevgi nerede yetişir?

Nerede daimi bir sevgi üretilir?

Sevgide kalmak nasıl bir öğretiyle mümkün olabilir?

Bunun için tek gerçek yol Allah’a ulaşma çabasıdır.

Yani inançtır.

Kalbinde Allah sevgisi taşıyanlar sevgiyle buluşmakta zorlanmazlar.

Karşılaştıkları zorluklarda isyan etmezler.

Kalpten inananlar bir çiçeği bile kopartmaktan imtina ederler.

Neden koptuk sevgiden?

Meta dünyası insanı inançtan ve sevgiden koparttı.

İnancın yerini meta aldı.

Üstelik mutsuz eden, kirleten,  kahreden, yok eden para dediğimiz bu kağıt parçası yine insanoğlunun icadı.

Meta; paylaşmayı, imeceyi, yardım seven olmayı unutturandır.

Düzen bozan, hain, kirli ve sinsidir.

Çocukları öldürür, doğayı yok eder, insanları birbirine düşürür.

Bu çaresiz kirlilikten kurtulmak mümkün mü dür?

Maalesef ki bütün olarak bakıldığında mümkün değildir.

Sadece bu çamur deryasından birazcık olsun elimizi kolumuzu çekebilmek mümkündür.

Biraz inziva, az tüketmek, çok paylaşmak, yardım seven olmak, israf etmemek, çok üretmek, sevgide kalarak hep gülümsemek….

Benim aklım bunlara yetti. Devamını siz getirin istedim.

Herkese kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum.

Sevgide kalalım.

 

 

 

 

 

 

2 comments

  • Neslihan Gündoğdu

    Yazılarınızı ilgiyle ve merakla okuyorum 🙏
    Yol gösterici ve bilinçlendirici yazılarınız günümüze ışık tutuyor sevgiyle kalın çok sevdiğim değerli buyüğüm 😍❤️

    • Özge Günaydın
      Özge Günaydın (author)

      Sevgili Neslihan hanım, sevgide kaldığınız için çok teşekkürler. Güzel sözleriniz içinde ayrıca teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir